Hekim Olmak..

Arkadaşlar merhaba. Hayatınız için çok önemli olan yıllardan birini geçirdiniz ve umarım istediğin başarıyı sağlamışsınızıdır. Bu siteye girdiğinize göre sağlamışınız demektir benim için.Çünkü tıp fakültesi sayısal bölümün en yükseğidir.Hepinizi tebrik ederek sözlerime başlıyorum.

Şunu en başa yazayım gerçekten istemeyen bir öğrenci için tıp fakültesi bir eziyettir. Okuması bitirmesi gerçekten zor çünkü elindeki malzeme belli. İnsan! Bu yüzden zor ama başarılamayacak bir şey değil. Gayret gösteren ve belli bir çalışma disiplinine sahip olan bir öğrenci çok rahat bir şekilde okulunu bitirir ve TUS'u kazanıp istediği dalda uzmanlığını da yapar.

Tıp fakültesine gelirken aklınızda olması gereken şey kapısından içeri adım attığınız hekimlik mesleğinin kutsallığı ve önemi olmalıdır. Yani tıp fakültesine ben çok para kazanıcam, zengin olucam, süper arabalar alıcam gibi düşüncelerle gelirseniz bu mesleğin tüm fertlerine ayıp etmiş olursunuz. Tabi ki maddiyat önemli ama tıpta-hekimlikte önemli olan bence maddiyat değil.

Yukarıda da dediğim gibi sizin işiniz artık "İNSAN" olacak. Siz insanı sevmelisiniz. Yardım etmeyi sevmelisiniz. Çünkü karşınıza gelen kişi yardımınıza muhtaç olan bir insan olacak. Tıp fakültesine adım attıktan sonraki tüm hedefiniz sizin yardımınıza muhtaç bir insandan, hastanızda, "Allah razı olsun doktor hanım/bey." Teşekkür ederim bizimle çok iyi ilgilendiniz, yaramıza merhem oldunuz" gibi cümleleri duymak olsun. Eğer dediğim gibi düşünürseniz ve bu yolda özen gösterirseniz inanın hiçbir zorluk aksilik veya eksiklik sizi yıldıramaz ve meslek hayatınızla birlikte sivil hayatınızda da mutlu olursunuz.

Okula ilk geldiğinizde belki bir şey anlamayacaksınız ama ilk dersinize giren hocanız size meslektaşı gibi bakınca" Doktor hanım/bey bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?" tarzı bir soru sorduğunda hissedeceğiniz duygular paha biçilemez ...

Beyaz önlüğünüzü elinize aldığınızda, giydiğinizde hissedeceğiniz duygular paha biçilemez...

14 mart günü yakınlarınızdan gelen "Tıp bayramın kutlu olsun" cümlesini okumak paha biçilemez...

Yakınlarının sana artık isminle değil de "Doktor" diye seslendiklerini duymak paha biçilemez...

Kısacası doktor olmak paha biçilemez...

Kendimce size hekimlik mesleğini anlattım. Sürç-i lisan ettiysek affola.

Her şey gönlünüzce olsun.

Yasin Yılmaz Fidan

Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi

Güzel Bir Yolculuk: Tıp Eğitimi

Hayatta hedeflediğimiz her yeni şey bize yeni görev ve sorumluluklar yükler. Görev ve sorumluluklarımızın farkına vardıkça ve bunun gereklerini yerine getirdikçe hedeflerimizin yerini tercihlerimiz almaya başlar. Önümüze sürekli yeni hedefler koyarız. Örneğin okula başladığımızda ilk hedefimiz okulu bitirmek iken, daha sonra iyi bir lisede eğitim görmek, mutlu olacağımız bir bölüm seçmek şeklinde yeni hedeflerimiz olur. Hedeflediğimiz şeye ulaştıktan sonra ise yapmamız gereken önümüze konulan seçeneklerden hangisinin bizim için daha iyi olduğuna karar vermek ve ona göre tercihte bulunmaktır.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen hedefinize ulaştınız, tebrik ederim. :) Şimdi ise iyi bir tercihte bulunmaya çalışıyorsunuz. Bu süreçte öncelikle en başa dönün: ‘’Hedefimi gerçekleştirdim, ancak neden tıp okumak istiyorum?’’ sorusunu cevaplayın. Cevabınızda para ve statü ön planda ise, kesinlikle doğru yerde değilsiniz. Bir kere şunu aklınızdan çıkarmayın: Tıp fakültesinde okuyan herkes ‘’hekim’’ olamaz, ancak ve ancak ‘’tıp bilgisine sahip kişi’’ olur. Hekim olmak ise kişinin sahip olduğu bilgileri insanlık yararına zorsunmadan, kendini diğer insanlardan üstün görmeden kullanması ile mümkün hâle gelir. Bir hekim için statü ‘’halkın hizmetkârı’’ olmak; para ise hizmetlerinin karşılığında insanların yüzündeki gülümsemeyi görmektir ve hatta bu çok daha değerlidir.

Tıp eğitiminin içine girdiğiniz andan itibaren yeni bir yaşam tarzına sahip olacaksınız. Fakülteye başladığınızda hocalarınızın size doktor hanım/bey şeklinde hitap etmesi muhakkak ki gururunuzu okşayacaktır; ancak bu hitaba gerçek manada layık olmak için çaba sarf etmeniz gerektiğini aklınızdan bir an dahi çıkarmayın. Tıp fakültesi dışında da göreviniz aynı şekilde devam edecek, bulunduğunuz yerde hiç beklemediğiniz bir anda biri rahatsızlanabilir, bir kaza olabilir ve müdahale etmeniz gerekebilir (tıp bilgileriniz yeterli düzeye ulaşmış ise) .

Bu meslekte hata yapma lüksünüz yoktur, ‘’Ben burayı çok iyi bilmiyorum, derste burası anlatılmadı.’’  şeklinde savunmaya geçmeye hakkınız yoktur. Kendinizi sürekli geliştirmelisiniz. Bilmediğiniz ya da öğrenme şansınız var iken başka işlerle meşgul olup öğrenmediğimiz bir bilginin bir insan canına mal olabileceğini unutmayın ve bunu kendinize sürekli hatırlatın.

Malzemeniz insan olacaktır ve insanı sadece ‘’biyolojik bir makine’’ olarak göremezsiniz. Duygu ve düşüncelerini yok sayamazsınız. Hasta yanınıza geldiğinde güler yüz gösterebilmeli, onu sabırla ve dikkatle dinlemelisiniz. Uzun bir günün sonuna gelmiş, binlerce hasta ile ilgilenmiş, yorulmuş, dikkatinizi kaybetmiş olabilirsiniz. Ancak ne olursa olsun hastayı azarlama hakkınız yoktur. Hastanın birinci ya da bininci sırada olması onun suçu değildir ve siz her yeni hastaya ilk hastanızmış gibi muamele etme dirayetini gösterebilmelisiniz.

Hasta müşteriniz değildir, acı çeken ve bunun için sizden yardım isteyen bir kişidir. Bunun gereklerine göre davranmazsanız tüccardan bir farkınız kalmaz.

Kendinizi diğerlerinden üstün görme budalalığını sakın göstermeyin. Mesleğimiz kutsal bir meslektir, ancak her meslek değerlidir. Tıp okuduğunuzu sürekli olarak insanların kafasına vurmanıza gerek yoktur. Tıp okuma amacınız diğerlerine üstünlük kurmak değil; bilakis onlara hizmet etmek olmalıdır.

Son olarak soğukkanlılık ile vicdansızlık arasındaki ince çizgiye dikkat edin. Soğukkanlılığınız mesleğiniz için iyidir; buna karşın vicdansızlık en büyük cinayettir.

Eğer bahsettiğim şeyler sizin için yeterince cazip ise gönül rahatlığıyla üniversite tercihinize geçebilirsiniz. Üniversite tercihinizde önemsemeniz gereken en önemli şeylerden biri verilen tıp eğitiminin kalitesidir ( Tabi ki eğitim ne kadar kaliteli olursa olsun üzerinize düşeni yapmadığınız sürece hiçbir anlamı olmayacaktır. ) . Bunun için tıp fakültelerinin ders işleyişlerini, müfredatlarını, akademik kadrolarını, TUS başarılarını incelemenizde yarar var. Diğer bir önemli konu; tıp fakültesinin nerede bulunduğudur. Evinize rahatça ulaşım sağlayabileceğiniz ve eğitim kalitesi de standartların üstünde olan yerleri tercih etmeye özen gösterin. Çünkü uzun tıp eğitiminiz süresince yolculuklar sizi yıpratabilir, daha sonra yatay geçiş yapmak yerine şimdiden doğru tercih yapmak yararlı olabilir. Bunların haricinde tıp fakültesinde bulunan sosyal ve bilimsel imkânları inceleyin ve bu imkânlardan olabildiğince yararlanmaya çalışın. Sizi diğerlerinden farklı kılacak olan tıp eğitiminizin yanında sahip olduğunuz diğer becerilerdir. Fakültedeki herkes sizinle aynı eğitimi alır, ancak siz hasta ile daha iyi iletişim kurabiliyorsanız, tıp ile birlikte sosyal hayatınızı, bilimsel çalışmalarınızı yürütebiliyorsanız bir adım öndesiniz demektir. Fakültenin uygulama için yeterli materyale sahip olması da oldukça önemlidir. Mezun olduktan sonra yurt dışında çalışmak gibi bir düşünceniz var ise akreditasyon belgesine sahip olan tıp fakültelerini tercih etmeniz yararınıza olacaktır ( Akreditasyon belgesi olmayan üniversitelerin daha sonraki dönemlerde belge alabilecekleri unutulmamalıdır.). Akreditasyon belgesi olmayan tıp fakültelerinden mezun olmanız yurt dışında çalışamayacağınız anlamına gelmez, denklik için birçok sınav yapılmaktadır.

Önemli bir diğer nokta ise tıp fakültelerin bulunduğu şehir ile eğitimi arasında doğru orantı olduğu yanılgısına düşmemeniz gerektiğidir. Fakültenin bulunduğu şehir hakkında önyargılı davranmayın.

Tercih edeceğiniz üniversitenin tıp fakültesinin kaç kişi aldığına ve bu kadar kişini hepsine aynı şekilde iyi ve rahat eğitim ortamı sunup sunamayacağına dikkat edin; imkânları yeterli bir tıp fakültesinde daha az kişi, daha çok pratik anlamına gelir.

Bu kıstasları da göz önünde bulundurarak tercihlerinizi yapmanızı tavsiye ederim ve sizden ricam tıp fakültesine başlarken hissettiğiniz heyecanı ilerleyen dönemlerde kaybetmemenizdir.

‘’Tıp fakültesi sizin için bir varış noktası değil; zevk alarak sürdürebileceğiniz güzel bir yolculuk olsun.

Heyecanınızı koruyun, ilginizi kaybetmeyin ve sakın vazgeçmeyin!’’

Büşra ŞİMŞEK

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi / Malatya

Tıp Mı İstiyorsun? Peki Kaç Kez Düşündün? Neye Dikkat Etmelisin?

Hayatta sürekli tercih yapmak zorunda kalırız. Her zaman önümüze çıkan yollardan birini seçmemiz gerekir. Ve her gün, her saniye yeni bir yol ayrımıyla karşılaşırız tabi ki bazı yol ayrımları diğerlerinden daha önemlidir. Bu yollar o kadar benzerdir ki birbirine hangisinde bizi neyin beklediğini bilemeyiz. Ama bizim için önemli olan yürürken en az ‘keşke’ diyeceğimiz yolu bulmak. En az ‘keşke’ diyeceğimiz diyorum. Çünkü nasıl tercih yapacak olursanız olun hep bir ‘keşke’niz olacaktır seçtiğiniz yolda. Seçeceğiniz yolda size tavsiyem ne “kendi hayalleriniz peşinde koşun” demek olacak nede bir koyun misali “sizin için çizilen yolda yürüyün” demek. Bu bence tamamen şansa kalmış bir şey tıp fakültesinde ne arkadaşlar ne hocalar tanıdım tek hayali tıp olup da tıp eğitimine katlanamayan ve bu mesleğin hayal ettiğinden çok farklı olduğunu söyleyen. Tam aksine ne insanlar tanıdım kendim de bu insanlara dahilim başka mesleklerin hayalini kuran ama zorla tıp fakültesine gönderilen ve gün geçtikçe tıp sanatına bağlanan. Eğer bir şekilde tıp seçmeye karar vermişseniz size verebileceğim birkaç tavsiye var. Bunlardan ilki tekrar düşünün ! Tıp eğitimi amfilerde, sınıflarda, kitaplarda alabileceğiniz okuyup anlayabileceğiniz eğitimlerin çok daha ilerisinde bir eğitimdir. Tıp içine girildiği andan itibaren artık o insan için bir yaşam stili haline gelmelidir. Tıp eğitimi zorlu bir eğitimdir. Çoğumuz tıp fakültesini o muhteşem sayısal derslerimizle kazanmış olsak bile tıp fakültesinde sizi ezber ağırlıklı, mantıksal çözümlere pratik uygulamalara dayalı ve teorik bilgilerin dışında da bir eğitimin beklediğini bilmelisiniz. Hekimlik mesleğinde matematiğinizin, fiziğinizin veya herhangi bir konudaki yeteneklerinizin; el becerilerinizin, iletişim kabiliyetlerinizin, mantıksal ve pratik düşünebilme yeteneğinizin yanında bir hiç kaldığını bilmelisiniz. Tıp eğitiminizde öğrendiğiniz her bilgiyle birlikte “of çok cahilim keşke ölsem” diyebilmeli ve daha fazlasını araştırıp her zaman kendinizi geliştirmeye hazırlıklı olmalısınız. Tıp eğitimi zorlu bir eğitim olmasının yanında ders çalışmanın dışında geniş bir sosyal çevrenizin ve fazlasıyla sosyal aktivitenizin (özellikle TurkMSIC’le) olacağını da unutmayın. Gerçekten çalışmaya adapte olabilmiş, tıp ve tıp eğitimine gönül vermiş arkadaşlar tıp alanında gerçekten iyi vakit geçireceklerdir. Ve son olarak bir hocamın bize tıp fakültesinde ilk hafta anlattığı birkaç şeyden bahsedip tercih konusuna geçeceğim. (Hocamızın söyledikleriyle fikirlerim toplanıp beraber sunulmuştur.) Eğer tıp fakültesinin sıralarında oturmayı göze almışsanız şunları bilmelisiniz tıp çok paralar kazanıp bunları harcayabileceğiniz bir yer değil hatta belki de verdiğiniz emeklerin karşılığını pek alamayacaksınız bile. Topluma ve toplum sağlığına hizmet amacıyla var olduğunuzu unutmayın tıp fakültesinde olmanız sizi hiçbir şekilde çok zeki, statü sahibi veya üstün kılmaz. Sizi daha çok çabalayan ve daha dikkatli bir insan yapar. Siz hata yapma lüksüne sahip insanlardan olamayacaksınız. Siz bir mimar değilsiniz yanlış yaptığınızda silemezsiniz, siz bir tüccar değilsiniz fazla veya eksik bir tedavi verdiğinizde aman canım sağ olsun diyemezsiniz. Kısacası siz hata yapamazsınız. Buna ek olarak kimse size mutlu bir şekilde gelmeyecek bir öğretmen değilsiniz çocuklar gülen yüzlerle sizi dinlemeyecek sizi görünce hep ağlayacaklar, siz bir polis değilsiniz kimseyi alıp bir yere koyamazsınız onu işlediği suç için cezalandırıp kötü davranamazsınız, bir avukat değilsiniz taraf tutamazsınız, bir hakim değilsiniz kimseyi yargılayamazsınız siz sadece hiçbir ayrım yapmadan tedavi için elinizden geleni yapmakla yükümlüsünüz, bir çift size biz evleniyoruz demeye değil bizim çocuğumuz olmuyor demeye gelecek, kimse sizinle mutlu anlarını değil problemlerini paylaşmaya gelecek. Siz nasılsınız sorusuna iyiyim cevabının yalan olduğunu bileceksiniz. Çünkü iyi olan kimse size gelmeyecek. Ama tabi bunlar dışında siz belki de insanlar için bir umut ışığı olacaksınız, onların durmuş kalbinin tekrar atışlarını duyacaksınız, kimilerinin ellerinden tutup onlara ikinci kez yürümeyi öğreteceksiniz, kimisinin son nefesiyle birkaç kişiye hayatta ikinci bir şans vereceksiniz, sizin ellerinizden şifayı bulan yaşlı amcanın mutluluk göz yaşlarını yine şifalı ellerinizle sileceksiniz, yeni doğmuş bir bebeğin çığlıkları arasında bir annenin mutluluğunu izleyeceksiniz kısacası belki de beyaz önlüklü bir kahraman olacaksınız. Eğer tüm bunları biliyor ve tıp okumayı göze alıyorsanız tercih yaparken şu noktalara dikkat edin.

Tabi ki herkesin bildiği gibi nerde tıp okunduğunun pek bir önemi yok. Bu bence çok doğru değil. He tabi şu doğru devlet sana “sen A üniversitesinden mezun olmuşsun sana 10.000 fazla veriyorum. Sen C üniversitesi mezunusun sana iş vermiyorum” demiyor. Tüm tıp fakülteleri öğrencileri bu konuda eşit ama tabi ki Ankara, İstanbul gibi şehirlerde okumanın ayrıcalığını da kimse inkar edemez. Ama tabi yok efendim “bazıları kadavra görmeden mezun oluyormuş düşük puanlı üniversiteler o kadar kötü ki mikroskop bile yokmuş” diye bir şey de yok. Hemen hemen tüm üniversiteler aynı şekilde eğitim alıyor. “Aaaa ama o benden 1 kadavra fazla görmüş onların 2 tane fazla mikroskobu varmış o zaman aferin onlara şimdi onlar süper doktor olur tabi ki böyle bir şey yok.” Öncelikle bence evinizden çok da uzakta olmayan bir tıp fakültesi yazmaya bakın ulaşımınız kolay olsun. Sırf orası 2 puan daha fazla diye uzun uzun yollar tepmeyin bu size hiçbir şey kazandırmaz. Bunun dışında gideceğiniz fakültenin fiziki koşullarını ve eğitim kalitesini, özellikle eğitim sistemini iyice araştırın. Çünkü tıpta çok farklı eğitim sistemleri var ve bazıları hakikaten öğrenciyi çok zorluyor. Biraz zorlanmayacağınız bir eğitim sistemini tercih etmeniz yararınıza olacaktır. Bunun dışında tabi ki gideceğiniz ili araştırın çünkü şu da bir gerçek ki siz orada 6 yıl geçireceksiniz ee tıp fakülteleri birbirinden çok da farklı değilse o zaman neden daha güzel bir ilde okumayasınız ? Sonra gideceğiniz üniversitenin tıp fakültesine bakış açısını araştırın tıp fakültesine yatırım yapıyor mu ? Tıp fakültesine adına kongre, bilimsel çalışmalar veya sosyal etkinlikler düzenliyor mu ? Hastane koşulları ve hastane yeterliliği nasıl orada kendinizi geliştirebilecek misiniz ? Tüm bunlara baktıktan sonra gideceğiniz yerdeki konaklama olanaklarınıza, şehrin pahalılığına üniversitenizin yatay geçişe ne kadar imkan verdiğine de bakabilirsiniz. Sonra üniversitenin tıp fakültesi kaç kişi alıyor siz yeterince rahat bir eğitim alabilecek misiniz ? Yoksa İstanbul kadar nüfusu olan bir sınıfta kaybolup gidecek misiniz ? Bunu da düşünün çünkü tıp eğitimi usta-çırak ilişkisine dayalı bir eğitimdir. Hocalarınızın tecrübelerini kitaplarda bulamayabilirsiniz. Bu yüzden onları yakından takip etmekte onlarla iletişim kurmakta fayda var. Bunlar dışında gideceğiniz üniversitenin bir akreditasyon belgesi olması yani Avrupa tarafından tanınması, Avrupai şartlara sahip olması sizin için daha avantajlı olacaktır. Ve üniversitenizin TUS başarılarına da bakıp eğitimi hakkında yorum yapabilirsiniz. Ama işin özüne gelecek olursak bence tercihlerinizde puan sıralaması yapmaktan çok bu gibi kriterleri değerlendirip de sıralama yapmanız daha mantıklı olacaktır. Çünkü yeni açılmış düşük puanlı bir üniversite o adını çok duyduğunuz üniversitelerden daha iyi imkanlara, daha iyi bir eğitime sahip olabiliyor. Ama tabi ki bu özellikler bir üniversitede varken diğerinde hiç yok değil. Bu yüzden üniversiteler arasında hangisinden mezun olduğunuz pek bir önemi yok, tüm tıp fakültesi öğrencileri hemen hemen birbirine eş bir bilgi birikimiyle mezun olmaktalar. Ama pratikleri birbirine eş olmayabilir hatta çok farklı bile olabilir orası ayrı. Bence siz son olarak evinize en olan kolay bir eğitim sistemine sahip ve az kontenjanlı fiziki koşulları iyi bir üniversite tercih edin. Üniversitelerin puanlarına çok aldanmayın. Ve tıp kazanmanın havasını fakülteye gelmeden bol bol atın bence tıbbın en güzel zamanı o tercih sonuçları ile kayıt öncesi hava atma aşaması. :)

Bahri Aşcı

Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi / Tekirdağ

Hekim Olmak... Peki Hangi Koşullarda?

Tıp fakültesinden aldığım bu diplomanın bana kazandırdığı statü, hak ve yetkileri kötüye kullanmayacağıma, hayatımı insanlık hizmetlerine adayacağıma, hastalarımı memnun edeceğime, insan hayatına mutlak surette saygı göstereceğime, mesleğim dolayısıyla öğrendiğim küçük sırları saklayacağıma, hocalarıma ve meslektaşlarıma saygı ve sevgi göstereceğime dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

Evet… Bir tercih dönemi daha geldi ve siz hekim olmayı düşünüyorsunuz. Bir yeminle kendinizi insanlığa adamaya ve bunun için pek çok şeyden vazgeçmeye karar verdiniz(vermek üzeresiniz)ki bu satırları okuyorsunuz. Hangi tıp fakültesi diye düşünmeye başlamadan önce Hipokrat yeminini bir daha, bir daha ve bir daha okuyun. Hekim olmanın vereceği gururu ama yanında getireceği zorlukları tekrar tekrar hissedin ve son bir kez düşünün. Gerçekten hekim olmak istiyor musunuz? Yoksa puanınız yüksek geldi boşa gitmesin, çok para kazanayım, garanti meslek,  ailem istiyor onları kırmayayım derdinde misiniz?

Doktor olmak… İnsan hayatıyla uğraşmak… Bunun telafisi yok arkadaşlar. Bir hata vicdanınızı günlerce aylarca rahatsız edebilir. Ve bunu geri alamazsınız. Her gün onlarca tanımadığınız ve bir ağrısı, acısı olan insanla yüz yüze geleceksiniz. Kimisi size bağıracak, kimisi size doktorluk öğretecek ve maalesef ki nadir de olsa bazen birileri üstünüze yürüyecek. Arada hastanızı kaybedeceksiniz ve bunu bir anneye bir evlada söylemek zorunda kalacaksınız, duygularınızı kontrol edemediğiniz anlarınız olacak. Öte yandan siz bu dünyaya yeni canların gelmesine yardım edeceksiniz. Acıların dinmesini sağlayacaksınız. Bir hastanızı tedavi ettiğinizde belki onlarca kişiyi mutlu edeceksiniz. İnsanların geleceklerine yön vereceksiniz. Çoğu hastanız size nasıl teşekkür edeceğini şaşıracak. Kısacası uçlarda yaşayacaksınız. Mesai saatleriniz olmayacak, fazla boş vaktiniz olmayacak, yeri gelecek çocuğunuz evde ateşler içinde yatarken siz başka bir çocuğun derdiyle uğraşacaksınız. Bu yüzden bu kararı verirken dikkatli olun. Bu tam aradığınız meslek de olabilir, sizi mutsuzluğa sürükleyecek bir çile de.

Bir de şu var: Tıp fakültesinden mezun olmak demek beyaz önlüğü giyip hasta bakmak demek değil. Klinik önemli bir bölümü kapsasa da bunun birde Temel Bilimler ve Araştırma kısmı var. Hekim olup hiç hasta görmemek de bir seçeneğiniz.(Ben kan görmeye dayanamam, hastalarla uğraşamam ama tıpla ilgilenmek istiyorum diyorsanız =) )

Hala kararlıysanız =) gelelim hangi tıp fakültesi sorusuna. Tıp okumak uzun bir süreç. Bu yıllar içinde tamamen derslere gömüldüğünüz anlar da olacak, sınırsız eğleneceğiniz anlar da. En az 6 yılınızı, gençliğinizi geçireceksiniz fakültede. Ve olgunluğa orda erişeceksiniz Önemli olan hayatınızın bu kısmını en iyi geçirebileceğiniz üniversiteye, şehre karar vermek. Tercihlerde önünüzdeki en büyük engel ya da belirleyici faktör puanınız, sıralamanız olsa da olanaklarınız arasından size en uygununa karar verebilmek tamamen kendinizi ne kadar tanıdığınıza bağlı. Tüm tıp fakülteleri neredeyse aynı bilgileri öğrenciye aktarsa da bunları aktarma şekilleri ve edinilen bilgiyi uygulama yolları çok farklı. Öncelikle tıp eğitim sistemlerini araştırın. Ve kendi öğrenme tarzınıza yakın olanı bulun. O sistemi uygulayan fakülteleri tercih etmeye çalışın. Köklü üniversiteler size daha mantıklı gelse de yeni açılan üniversitelerin size sunduğu imkanları inceleyin.  Fırsatınız varsa üniversiteleri gezin. Kontenjanları kesinlikle göz önünde bulundurun. Fakülte tüm öğrencilerine yeterli eğitimi verebilecek kapasitede mi(öğretim üyesi sayısı, amfi özellikleri, kadavra sayısı, lab. sayısı, hastane nitelikleri) sorusunu kendinize sorun. Fakülte hastanesine bir göz atın. Hastane sizin tüm becerileri edineceğiniz, teorikte öğrendiğinizi pratiğe dökeceğiniz yer olacak. Ve ilerisini düşünün, yurt içi veya yurt dışı uzmanlık hayaliniz var mı, ne konuda çalışmak isteyeceksiniz, akademisyen olmak isteyecek misiniz?(Bunun için fakültelerin TUS başarılarına, Yurtdışı değişim ve mezuniyet sonrası olanaklarına bakın) Tıp okumak sadece derslerden ibaret değil. Bu yüzden fakülte ve üniversitenin hizmetlerini, öğrenciye sundukları sosyal, kültürel olanakları öğrenin. İnternetten kampüsün fakültenin etkinliklerini haberlerini aratın. Kampüs sınırları dışında da bir hayatınız olacak. Bu yüzden kaliteli bir eğitim veren fakülte kadar şehir de önemli mutluluğunuz için. Şehirde hayat nasıl, vakit geçirilebilecek yerler var mı, şehir-kampüs durumu, ulaşım nasıl sağlanıyor, insanların hayat standartları ve öğrenciye yaklaşımı iyi mi öğrenin. Ve olmazsa olmaz seçebileceğiniz şehirlerde okumanın(konaklama-yemek-ulaşım-…) maliyetini hesaplayın. Özgür ruhluysanız ailenizin yaşadığı şehirden farklı bir şehir seçin ama çok da uzaklaşmayın. Emin olun bazen onlara çok ihtiyacınız olacak. Ve kesinlikle düşündüğünüz üniversitelerden birileriyle konuşmaya çalışın.

Ama bence en önemlisi tüm bilgileri edindikten sonra içinizdeki sesi dinleyin. En nihayetinde size basamakları tırmandıracak olan kişi yine kendinizsiniz diğer her şey sadece birer aracı. Bu zorlu yolda en büyük yardımcınız kendi hırsınız ve azminiz olacak. Kendinizi geliştirmek için her zaman fırsat yaratabilirsiniz, sadece inanın ve istediğiniz şeyi elde edene kadar çabalayın.

Fakülte yıllarınızda kimi zaman asosyal damgası yiyeceksiniz kimi zaman topluluğun imrenerek baktığı kişi olacaksınız. Bazen isyan noktasına geleceksiniz, bazen de iyi ki seçmişim diyeceksiniz. Yorulacaksınız çok yorulacaksınız. Ufak bir tavsiye üniversiteyi bir kazan rahatlarsın, yata yata geçersin diyenlere pek fazla inanmayın. Ve gerçekten bomboş olduğunuz bu yazın keyfini çıkarın. Zorlu bir maraton bitti, bir başkası başlayacak. İyisi mi kendinizi bol bol ödüllendirin.

Beyaz önlüğünüzün hakkını verebilmek tıp fakültesi yazarsanız şayet en büyük amacınız olsun. Ülkemizin örnek alınacak insanlara ve güzel hayaller kurabilmeye ihtiyacı var.

Geleceğin hekimlerine şimdiden başarılar diliyorum. Yolunuz açık olsun.

Fatma Betül ÖZEN

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi / Antalya

Tıp Dediğin...

“Tıp fakültesi ayrıcalıktır”

“Oo hazır iş işte daha ne istiyorsun?”

“Bu devirde aile hekimi olsan yeter, baksana adamlara oturdukları yerden para kazanıyorlar”

“Tıp okuyup ne yapacaksın, hayatının en güzel yıllarını ders başında dirsek çürüterek mi geçireceksin?”

“Tıp zor filan diyorlar ama sırf ezber, eşek bağlasan bitirir.”

Ve daha neler neler… Tercih döneminde bu cümleleri ve daha nicesini defalarca duyduğunuza eminim. Çünkü ben de her tıp fakültesi öğrencisi gibi bu bulanık sulardan geçtim.

Yıllarca ekip biçtiğiniz eğitim hayatınızın meyvesini nihayet toplayacaksınız ama kendinizi en belirsiz noktada buluverdiniz. Bizler TurkMSIC ailesi olarak biraz olsun önünüzdeki sisi dağıtabilmek adına böyle bir kılavuz hazırlamaya giriştik. Umarız memnun kalırsınız.

Öncelikle kendinizi bildiğiniz günden beri “doktor olacağım” diye yanıp tutuşuyorsanız işiniz çoğu öğrenciye göre daha kolay. Hayalini kurduğunuz hayata hangi tıp fakültesinden adım atacağınızı düşünmek, son iki haftada hayatınız boyunca yapacağınız mesleği seçmekten çok daha kolay :)Peki ya kararsızlar kümesi elemanları ne yapmalı? Her kafadan ayrı ses çıkarken, “ağzı olan konuşurken” kendi iç sesini dinlemek oldukça zor olmalı:)Fakat benim bir tıp fakültesi öğrencisi olarak fikrimi soracak olursanız sorgulamanız gereken öncelikli değerler ve göz önünde bulundurmanız gereken bazı şartlar var derim. Öncelikle eğitim sürecinden bahsedelim.

Bir tıp fakültesine kayıt olduğunuz andan itibaren artık herhangi bir üniversite öğrencisi değilsiniz. Günlük hayatınızda bölümünüzü sorduklarında aldıkları cevap karşısında hemen kaşları kalkan, bazen hayranlığını, bazen de kıskançlığını gizleyemeyen öğrencilerle bolca muhatap olacaksınız. Aile- akraba ortamlarında “doktor kızım/oğlum şuram ağrıyor neden acaba bir bakıver” sözleri ile her defasında sizden rutin muayene bekleyen teyzeler, dayılar da hayatınızdan hiç eksik olmayacak. Ev, apart, yurt ararken konut sahibinin gözünde işe 3-0 önde başlayacaksınız. Neden? Çünkü tıp öğrencisinin dersi, sınavı, nöbeti, stajı eksik olmaz. Gürültülü partilere, haylazlığa zaten zamanı kalmaz. Bu örnekler uzar gider. Kısacası toplumda daha ilk günden itibaren ayrıcalıklı bir koltuğa oturacaksınız.

Şu ana kadar anlattığım tıp fakültesi hayatını yemeyelim de yanında yatalım değil mi?

Değil. İşin iç yüzü hiç de göründüğü kadar tatlı değil. Çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi siz, “herhangi” bir üniversite öğrencisi değilsiniz. Farklı bölümlerden arkadaşlarınız büyük bir rahatlıkla, çoğu zaman pek de kötü hissetmeyerek “okulu bir sene uzattım abi ya”  derken sizin sene tekrarı yapmanız, zaten 6 sene olan tıp fakültesini kimi zaman ucu görünmez bir tünel haline getirebiliyor. Ayrıca üzülerek belirtmek isterim ki çift dikiş, tıpta hiçbir zaman ikinci seneyi rahatça geçeceğinizin garantisi değildir. Çoğu tıp fakültesinde alttan ya da üstten ders alma diye bir şey yoktur. Tek bir kuruldan kalmanız ya da tek bir komitenin/ bloğun notunun düşük olması, sene içi ortalamanızı beklenmedik şekilde düşürebilir ve kendinizi bir alt döneminizle birlikte bulabilirsiniz. Tıp hayatına uyum sürecinde hayat tarzınızın ve önceliklerinizin yavaş yavaş değiştiğini, teneffüslerde sigara içen topluluğun git gide kalabalıklaştığını hatta bazı arkadaşlarınızın dayanamayıp okulu bıraktığını görürsünüz. Tabii ortalama her tıp öğrencisi özellikle sınav dönemlerinde tıbbı bırakmayı düşünür, onu da belirtelim.

Çok yönlü bir kişiliğe sahip değilseniz şayet, zamanla çevreniz bir araya geldiğinizde muhabbetin kaçınılmaz şekilde ders ve mevcut sistemi eleştirmeye geldiği tıpçılar tarafından donatılacak; üniversitenin genel kulüpleri de ya sizi yoğun programınız nedeni ile kabul etmeyecekler ya da zaten kendiniz onların hızlarına yetişemediğinizi görüp vazgeçeceksiniz. Yani bir tıp öğrencisi olarak diğer öğrencilere göre sosyalleşmek için daha çok çaba harcayacak, fakülte içi etkinliklerle ( tıp balosu, tıp basket turnuvası, tıp tiyatrosu, tıp hedesi tıp hödösü) koloni hayatımıza renk katacaksınız :)

Koloni hayatının güzel yönleri de var tabii, başka hiçbir fakültede bu denli güçlüsünü bulamayacağınız bir “dönemler arası iletişim” bulursunuz bu fakültede. Sistemin içinde kavrulup giden tıp öğrencisi, “ben yandım eller yanmasın” düşüncesi ile notlar çıkarır, paylaşır, alt dönemini yakaladığı anda zembereği boşanmışçasına tavsiyeler verir, hocaların seceresine kadar bildiği her şeyi anlatır. Hatta üst dönem tavsiyesi öyle güzel bir şeydir ki çoğu fotokopi nottan daha değerlidir diyebilirim :)

Acısıyla tatlısıyla, geçmek bilmeyen ama asla sürenin yetmediği sınav haftalarıyla; halden anlamayan, anlasa da sınavda soru yüzdesi düşük olan hocalarıyla,  genelde kendi işini yapmak yerine başımıza olmadık işler açan öğrenci işleri ile, bitmek bilmeyen not muhabbetleriyle 3 seneyi fakültede geçirip hastane hayatına kendinizi atabilirseniz (ben de dahil)  şayet, seçtiğiniz mesleğin tadını almaya başlayacaksınız diye düşünüyorum. Klinik hayatının her açıdan preklinikten (Dönem 1, 2, 3) daha eğitici ve daha eğlenceli olduğuna inanıyorum.

Tıp fakültesi öğrenciliği, meslek hayatı, eğrisi doğrusu… Ucu bucağı görünmeyen bir derya deniz. Kimle konuşursanız konuşun, hangi yazıyı okursanız okuyun, öğreneceğiniz şeyler 2. ağızdır, başkalarının deneyimleridir. Karar aşamasında önemli olan kendinizi,  ulaşması zor, asla “oldum, piştim ben” diyerek inzivaya çekilemeyeceğiniz ve hayat boyu eğitimi devam eden ancak manevi tatmininin eşi benzeri bulunmayan bu mesleğe ait hissediyor musunuz? Cevabınız evet ya da hayır; umarım aldığınız karardan en ufak bir pişmanlık duymazsınız. ( cevabınız “ evet” ise arada duyacaksınız, olur öyle:))
Hepinize başarılı ve isabetli bir tercih dönemi dilerim.

Sıla ÖLMEZ
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi / Denizli

Front page feed beslemesine abone olun.